İçeriğe geç
KTSD

Kozmetik Ürünler

Bileşenler, güvenlik ve yasal düzenlemeler.

Tarih boyunca insanlar daha güzel görünmek, daha yumuşak bir cilde sahip olmak ya da daha hoş kokmak için kozmetik ürünler kullanmıştır. Bu sebeple kozmetik ürünlerin Eski Yunan, Antik Mısır ve Roma dönemlerinden bu yana tarihin her döneminde ve her coğrafyada kullanılmış olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzün bilimsel ve teknolojik gelişmeleriyle de bugün kozmetik sektörü, geniş bir ürün yelpazesiyle modern ve yenilikçi çalışmalarını sürdürmektedir.

Günlük hayatımızın birer parçası haline gelmiş olan bu ürünler hakkında en doğru ve faydalı bilgilere ulaşmak için sitemizin ilgili bölümlerini ziyaret edebilirsiniz. Kozmetik ürünlerde bulunan bazı bileşenler hakkında detaylı bilgi almak için Kozmetik Ürün Bileşenleri, kozmetik ürünler hakkında sıkça sorulan sorular ve cevapları için Kozmetik Ürünler Sıkça Sorular’ı (SSS) sayfalarını ziyaret edebilirsiniz!

Kozmetik Ürün Bileşenleri

Sık sorulan bileşenler hakkında bilimsel değerlendirmeler. Başlığa tıklayarak açabilirsiniz.

Alüminyum Tuzları

Alüminyum Tuzları

Kozmetik sektöründe deodorantlar ve terlemeyi önleyici ürünler içerisinde yer alan alüminyum tuzları, Avrupa’da ve Türkiye’de tüketiciye uzun yıllardır sunulmaktadır. Alüminyum tuzları kozmetik ürünlerde güvenli bir biçimde, yani insan sağlığına zarar vermeden kullanılmaktadır. Deodorantlar ve terlemeyi önleyici ürünler içerisinde yer alan alüminyum tuzları, çözünerek ter bezlerini ince bir jel yüzeyi ile kaplamaktadır. Bu jel sayesinde terleme, deodorantlar ve terlemeyi önleyici ürünler uygulandıktan sonra bir süreliğine azalır.

Alüminyum doğada en yaygın olarak bulunan üç elementten biridir; yiyeceklerde, suda, farmasötiklerde ve birçok tüketici ürününde bulunmaktadır. İçeriğinde alüminyum tuzları olan deodorantlar ve terlemeyi önleyicilerin sağlık açısından bir tehdit oluşturabileceği konusunda hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

Kanıtlayıcı veri bulunmasa da, zaman zaman deodorantlar ve terlemeyi önleyici ürünlerin göğüs kanseri ile ilişkisi olabileceği öne sürülebilmektedir. Bugüne kadar yapılan hiçbir araştırmada deodorantlar ile kanser arasında ilişki bulunduğuna yönelik iddialar kanıtlanamamıştır. Aksine, birçok araştırma sonuçları alüminyum tuzlarının cilde nüfuz etmesinde oldukça düşük bir ihtimal olduğunu göstermektedir. Bu düşük ihtimal gerçekleştiğinde dahi, cilde nüfuz eden alüminyum tuzunun miktarı günlük olarak kullandığımız ürünlerden aldığımız alüminyum tuzu miktarı ile karşılaştırıldığında oldukça azdır. Örneğin, ter önleyici deodorant kullanımı nedeniyle cilde nüfuz eden alüminyum miktarının, aynı süre içerisinde gıda yoluyla alınan miktardan 40 kat daha az olduğu bilinmektedir. Ayrıca, deodorantlar ve terlemeyi önleyici ürünler cildin yüzeyinde aktif olacak şekilde tasarlanan ürünlerdir. Bunun anlamı şudur: eğer cilt, ürün içeriğindeki birçok bileşeni emseydi, bu ürünler etki gösteremezdi.

Aralarında İngiltere Kanser Araştırmaları ve Amerikan Kanser Derneği gibi kuruluşların da olduğu kanser araştırmaları konusunda önde gelen birçok kuruluş, deodorantların içindeki ter önleyici maddelerin insan sağlığına zarar verebilecek, özellikle de meme kanserine yol açabilecek herhangi bir mekanizmaya sahip olmadığını belirtmektedir.

Alüminyum tuzlarının östrojen hormonunu taklit edebileceği yönünde de görüşler mevcuttur. Böyle bir etkinin oluşmasının ihtimali oldukça düşüktür ve bu etkinin de insan sağlığı için zararlı olabileceği yönünde hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekmektedir ki, birçok maddenin östrojen hormonunu taklit edebilme yeteneği vardır – ve bu maddeler daha yoğun olarak yediğimiz besinlerin içerisinde bulunmaktadır. Böyle bir durumda bir maddenin yalnızca bir hormonu (burada östrojen) taklit ediyor olması sebebiyle insan sağlığı için zararlı olduğu söylenemez. Alüminyumun yer kürede doğal halde en çok bulunan 3 elementten biri olduğunu ve yiyecek ve içecekler aracılığıyla bu tuzu vücudumuza aldığımızı unutmamak gerekir.

Flarend v.d. (2001). “A preliminary study of the dermal absorption of aluminium from antiperspirants using aluminium-26.” Food and Chemical Toxicology, 39 (2), 163–168

Cosmetics and Toiletries (www.cancerresearchuk.org)

Common Fears With No Evidence: Antiperspirants and Bras (www.breastcancer.org)

Ftalatlar

Ftalatlar

Ftalatlar, organik bir kimyasal olan Ftalik asitten türetilmiş maddelerdir. Ftalatlar neredeyse her büyük ürün kategorisinde (oyuncaklar, tıbbi malzemeler vs.) kullanılmaktadır. Ftalatlar geniş bir bileşen sınıfıdır ve her birinin kendi avantajı ve toksik profili olduğu için ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ftalatlar, kozmetik ürünlerde çözücü, akışkanlaştırıcı veya acı tat verici olarak kullanılmaktadır. Kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde en sık kullanılan Ftalat, Dietil Ftalat’tır (DEP).

DEP, parfümlerde çözücü olarak ve alkole acı bir tat vererek içilemez hale getirmek amacıyla kullanılmaktadır. DEP aynı zamanda parfümlerin kokusunun kalıcılığını artırmaktadır. DEP’in bu amaçlar doğrultusunda kullanılması uluslararası düzenleyici makamlar tarafından onaylanmıştır.

DEP’in uzun ve güvenli bir kullanım geçmişi vardır ve tüketiciler rutin olarak havada, suda, plastiklerde, tıbbi cihazlarda ve ilaçlarda DEP’e maruz kalmaktadırlar. Amerika İlaç ve Gıda Dairesi (U.S. Food and Drug Administration, FDA) ve Avrupa Komisyonu, Tüketici Güvenliği Komitesi’nin (Scientific Committee on Consumer Safety, SCCS) yaptığı araştırmalar sonucunda kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde kullanılan DEP’nin insan sağlığına bir risk teşkil etmediği belirlenmiştir.

Parabenler

Parabenler

Parabenler, yiyecekler, farmasötikler, kozmetik ürünler ve birçok tüketici ürününde koruyucu olarak kullanılan bir madde sınıfıdır. Yaygın olarak kullanılan bu koruyucu maddeler, ürünlerin bozulmasını engellemek ve kalitesini korumak için gereklidir. Dolayısıyla bu ürünleri günlük hayatta kullanan tüketicilerin güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Parabenler koruyucu görevi görmesinin yanı sıra ayrıca ciltle yüksek uyum göstermesi sebebiyle de kozmetiklerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Paraben ailesi, bitki ve hayvanlarda doğal olarak bulunabileceği gibi, laboratuvar ortamında da sentezlenebilmektedir ve parabenlerin koruyucu etkisi Avrupa’da Avrupa Kozmetik Tüzüğü ile kabul edilmiştir. 50 yılı aşkın süredir koruyucu olarak kullanılan parabenler oldukça başarılı bir güvenlik değerlendirmesi geçmişine sahiptir.

Ne yazık ki, parabenler ile ilgili olarak kamuoyuna yanlış bilgiler yansıyabilmektedir, bunların birçoğu kanser yaptığına ilişkin asılsız iddialardan oluşmaktadır. Parabenlerin herhangi bir çeşidinin kansere yol açabileceğine ilişkin hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Yapılan geniş kapsamlı araştırmaların hiçbiri parabenlerin insan sağlığı için zararlı olduğuna ilişkin bir sonuca ulaşmamıştır. Bu sebeple, parabenlerin hala kozmetik ürünlerde kullanılan en etkili koruyucular arasında yer aldığı söylenebilir.

Dünyada ve Türkiye’de Parabenlerin kullanımına ilişkin izin ve kısıtlamalar katı yasal kurallar çerçevesinde belirlenmektedir. Avrupa’da parabenlerin kozmetik ürün koruyucusu olarak kullanımı Avrupa Komisyonu ve diğer otoriteler tarafından resmî olarak onaylanmıştır. Bu kurumlardan biri de Avrupa Komisyonu’nun Tüketici Güvenliği Bilimsel Komitesi’dir (European Scientific Committee on Consumer Safety, SCCS).

Daha fazla bilgi için:

  • SCCS tarafından hazırlanmış olan "Parabens used in cosmetics" dokümanını buradan okuyabilirsiniz.
  • Görüşler hakkında özet bilgilere Avrupa Komisyonunun internet sitesinden ulaşabilirsiniz.
Triklosan

Triklosan

Triklosan, tüketim ürünlerinde 30 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Genel kullanım alanı ise kişisel bakım, cilt ve ağız bakım ürünleridir.

Triklosan kozmetik ve tuvalet ürünlerinde antibakteriyel olma özelliği göstermesi sebebiyle kullanılan bir bileşendir. Triklosanın diş macunları ve ağız çalkalama suları gibi ağız temizliği ürünlerinde ve sabun, el yıkama jelleri ve deodorant gibi ürünlerde hijyeni artırıcı etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Triklosan ayrıca enfeksiyon riskinin azalmasına da yardımcı olmaktadır. Triklosan mevcut olarak kozmetiklerde ve diş macunu ve ağız çalkalama suları gibi ağız bakım ürünlerinde koruyucu etken madde olarak kullanılmaktadır.

Triklosan kullanımının güvenli olduğu yasalar tarafından güvence altına alınmaktadır. Avrupa Birliği Kozmetik Regülasyonu (1223/2009/EC), kozmetik ürünlerde triklosanın %0,3 oranına kadar koruyucu etken madde olarak kullanımını onaylamaktadır. Avrupa Komisyonu ve üye ülkelerin yetkilileri tarafından, kozmetik ürünlerde triklosan kullanımı onaylanmadan önce, saygın bilimsel komitelerin de triklosan ile ilgili olumlu görüşlerini alınmıştır. Avrupa Komisyonu, Tüketici Güvenliği Komitesi’nin (Scientific Committee on Consumer Safety, SCCS) 2011 tarihli son değerlendirmesinde de triklosanın kozmetik ürünlerde kullanımının güvenli ve etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Diş macunları, el sabunu, banyo/duş ürünleri, sprey olmayan deodorantlar, yüz pudraları ve leke kapatıcıları ile tırnak bakım ürünleri için uygun kullanım limitleri %0,3 ve ağız bakım suları için ise %0,2 olarak belirlenmiştir.

Türkiye’de de triklosan kullanımına ilişkin esaslar da 08.05.2023 Tarihli ve 32184 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kozmetik Yönetmeliği”nin ilgili ekleri ile belirlenmektedir. Türkiye’de de kozmetik ürünler için koruyucu olarak kullanılan Triklosanın maksimum %0,3 konsantrasyon oranında kullanılmasına izin verilmektedir. İlgili Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.

Opinion on Triclosan, SCCS

Kurşun

Kurşun

Kurşun, çevrede doğal olarak bulunan bir elementtir. Herkes yiyeceklerden, sudan ve soluduğumuz havadan her gün az miktarlarda kurşun almaktadır.

Aynı şekilde eser miktarda kurşun, imalat veya saklama aşamasında çevreden kozmetik ürünlere ve bu ürünlerin bileşenlerine bulaşabilir.

Üreticiler, uluslararası yasal düzenlemeler uyarınca kozmetik ürünlerde bulunabilecek eser miktardaki kurşun seviyelerini sıkı kontrol altında tutmaktadır. Bu miktarlar çok düşük tutulmakta ve insan sağlığı açısından hiçbir risk teşkil etmemektedir.

Bu sebeple örneğin rujlarda bulunabilecek eser miktardaki kurşunun vücuda alınan miktarı, içme suyu ile alınan kurşun miktarından veya yiyeceklerde kullanılmasına izin verilen renklendiricilerin vücuda alım miktarından çok daha azdır.

İnternet ortamında zaman zaman rujlarda bulunan kurşunun kansere sebep olabileceği ve rujlarda kurşun bulunup bulunmadığını anlamak için “altın yüzük” testi yapılabileceği bilgileri ise gerçekliği yansıtmayan bilgilerdir.

Sodyum Lauril Sülfat / Sodyum Laureth Sülfat

Sodyum Lauril Sülfat/ Sodyum Laureth Sülfat

Sodyum Lauril Sülfat (SLS) ve Sodyum Laureth Sülfat (SLES), yüzey aktifleştirici maddelerdir. Her iki madde de etkin birer bileşim olarak temizleyici ürünler, kremler ve losyonlarda kullanılmaktadır. Krem ve losyonlarda kullanım amaçları cilt yüzeyini ıslatmak, yağları çözmek ve lekeleri önlemektir. Temizleyici ürünlerde ve banyo köpüklerinde ise köpürtücü özellikleri nedeniyle kullanılmaktadır.

SLS ve SLES maddelerinin kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde kullanımı ilk olarak 1983’te ve daha sonra, 2002’de yapılan araştırmalar sonucu güvenli bulunmuştur. Kanserojen olduğu bilinen maddeler çeşitli uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenip tescil edilmektedir. SLS ve SLES, kanserojen maddeleri takip ve tescil eden kuruluşlar tarafından kanserojen olarak sınıflandırılmamaktadır. Her iki maddenin de kansere yol açmak gibi insan sağlığı için risk teşkil edecek bir özelliği bulunmamaktadır.

İnternet ortamında zaman zaman SLS’nin ciltte tahrişe ve hatta kansere yol açabileceği yönünde bilgiler dolaşabilmektedir. Güvenlik sektörümüzün birincil önceliğidir. Tüm kozmetik ürünler pazara sunulmadan önce yasalar tarafından belirlenen gereklilikleri yerine getirmektedir.

SLS’nin güvenliliği konusunda Avrupa Komisyonu ve uzman danışma kurulu olan SCCS tarafından hiçbir şüphe duyulmamaktadır.

Bileşiğin güvenliliği ve toksitisesi 1983 yılında Amerika Cosmetic Ingredient Review (CIR) Expert Panel’i tarafından incelenmiştir ve bileşiğin güvenli olduğuna karar verilmiştir. Bu görüş CIR tarafından 2002 yılında ek 250 bilimsel çalışma ile tekrar onaylanmıştır.

Yüksek oranda SLS tahrişe yol açabilse de kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde kullanılan SLS çok düşüktür ve güvenlidir.

Bu sebeple tüketiciler SLS içeren ürünleri gönül rahatlığı ile kullanabilirler.

Florür

Florür

Diş macunları ve ağız bakım ürünlerinde florür kullanılması diş çürüklerinin önlenmesine yardımcı olmak için çok güvenli ve etkili bir yoldur; dişleri diş ve diş eti üzerinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen asitlere karşı daha dirençli bir hale getirmektedir. Florür asit saldırısı sebebiyle zayıflamış diş minelerine nüfuz ederek, dişleri gelecek asit saldırılarına karşı daha dayanıklı hale getirir.

Diş macunları da dahil olmak üzere ağız bakım ürünlerinde kullanılabilecek florür miktarı 08.05.2023 Tarihli ve 32184 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kozmetik Yönetmeliği kapsamında düzenlenmektedir. Bu Yönetmelik kapsamında toplam florür konsantrasyonunun %0,15’i (1500 ppmF-) geçmemesi gerektiği belirtilmektedir. Avrupa Birliği Kozmetik Regülasyonu’nda (1223/2009/EC) da bu oran aynı şekilde belirlenmiştir. Ayrıca Avrupa Komisyonu Tüketici Güvenliği Bilimsel Komitesi (The Scientific Committee on Consumer Products – SCCS) de 9 Ekim 2009 tarihli görüş yazısında florürün izin verilen en yüksek %0,15 konsantrasyonda kullanımının insan sağlığı açısından güvenli olduğunu belirtmektedir.

Tüketici güvenliği, kozmetik ürün sektörünün birinci öncelikleri arasında yer almaktadır. Yukarıda belirtilen somut bilgiler de diş macunlarında kullanılan florürün insan sağlığı açısından güvenli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Üreticiler, her zaman için tüketicilerin ürünleri kullanmadan önce ürün ambalajları üzerinde bulunan bilgileri okumasını ve ürünleri kullanım talimatları doğrultusunda kullanmasını tavsiye etmektedir. Bu bilgiler ışığında ürün etiketi üzerinde önerilen miktarda kullanıldığında florür içeren diş macunları tüketici sağlığı açısından son derece güvenlidir.

8 Mayıs 2023 tarihli 32184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kozmetik Ürünler Yönetmeliği (Konsolide)

Avrupa Birliği Kozmetik Regülasyonu (Consolidated text)

SCCS Opinion

Kozmetik mevzuatı

Kozmetik Kanunu, Kozmetik Yönetmeliği ve klinik araştırmalara ilişkin 37 kaynak.