BAŞKAN’ın MESAJI

Değerli KTSD Üyeleri,

Sizlerle iletişimimizi bir adım daha ileriye taşımak amacıyla yayınlamaya başladığımız e-bültenimizin ilk sayısı ile karşınızdayız. Bültenimizde sektörümüzü ilgilendiren ekonomik ve sosyal gündem ile ilgili haberlerin yanı sıra, KTSD olarak yürüttüğümüz çalışmaları da sizlerle paylaşacağız.

Bireysel ve toplumsal yaşam kalitesini artırmaya yönelik kozmetik ve temizlik ürünleri, insan sağlığıyla yakın ilgileri nedeniyle de, tüketiciler, medya ve karar vericiler için önemli bir gündem maddesi oluşturuyor. KTSD, kozmetik ve temizlik ürünleri ile ilgili ulusal ve uluslararası gündemi yakından izleyerek, tüm ilgili platformlarda sektörümüzün sesi olmayı, tüketicileri, medyayı ve karar vericileri doğru ve şeffaf bir biçimde bilgilendirmeyi sürdürüyor.

Bültenimizin ilk sayısında KTSD’nin Türkiye REACH Projesi kapsamındaki çalışmalarına, AB Parlamentosu ve Konseyi tarafından geçtiğimiz günlerde onaylanan yeni Biyosidal Ürünler Tüzüğü’ne ve AB CLP Tüzüğü’nün ülkemize uyarlanması ile ilgili en son gelişmelere yer veriyoruz. Uluslararası Sabun, Deterjan ve Bakım Ürünleri Derneği AISE’nin Haziran 2012’de yayımlanan 7. Sürdürülebilirlik Raporu, sektörümüzün sürdürülebilir kalkınmaya sağladığı katkıları ortaya koyması bakımından önemli bir doküman. Bültenimizde ayrıca, geçtiğimiz günlerde medyada yer bulan, parabenler ve alüminyum tuzları ile ilgili, eksik bilgiye dayanan bazı yansımalara karşı KTSD olarak ilettiğimiz açıklamaların temelini oluşturan bilgi notlarını da bulacaksınız.

Bir sonraki bültenimizde görüşünceye dek, tüm üyelerimize verimli bir çalışma dönemi dilerim.

Ahmet PURA
KTSD YK Başkanı

 

 

 

 

AVRUPA BİRLİĞİ BİYOSİDAL ÜRÜNLER TÜZÜĞÜ (BIOCIDAL PRODUCTS REGULATION) YAYINLANDI

Avrupa Birliği Parlamentosu ve Konseyi tarafından 22 Mayıs 2012 tarihinde onaylanan Biyosidal Ürünler Tüzüğü ((EU) No 528/2012), 17 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. AB ülkelerindeki sektörel yükümlülükler ise 1 Eylül 2013 itibarıyla geçerli olacak.

Yeni tüzük, biyositlerin piyasaya sürülmesi ile ilgili kurallar getiriyor. Tüzüğün amacı, AB ülkeleri arasında biyositlerle ilgili prosedürlerin uyumlaştırılması ve hem insan hayatının hem de doğal çevrenin korunmasına yönelik tedbirler alınması. Tüzük uyarınca, sadece onaylanmış etken maddeler içeren biyositler piyasaya sürülebilecek.

Yönetmelikle ilgili detaylı bilgi için, aşağıdaki linklere başvurulabilir:
http://echa.europa.eu/regulations/biocidal-products-regulation
http://europa.eu/rapid/pressReleasesAction.do?reference=IP/12/794&format=HTML&aged=0&language=EN&guiLanguage=en

 

 

 

KTSD REACH DANIŞMA KURULU TOPLANTILARINDA SEKTÖRÜMÜZÜ TEMSİL EDİYOR

KTSD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan REACH Danışma Kurulu çalışmalarına katılarak sektörümüzü temsil ediyor. Bilindiği gibi, Türkiye REACH Projesi 12 Aralık 2011 tarihinde başlatılmış olup, 2 yıl sürmesi öngörülmektedir. Projenin ana hedefleri; paydaşların farkındalıklarının artırılması, kurumsal ve mesleki kapasitelerin artırılması ve kimyasalların yönetiminin güçlendirilmesidir. Bu amaçla, ilk olarak REACH’in uygulanması anlamında kurumsal eksiklikler saptanacak ve giderilecek, var olan envanter sistemi geliştirilecek ve REACH Tüzüğü ve kılavuzlar Türkçeye çevrilecek.

 

 

 

TÜRKİYE CLP YÖNETMELİĞİ
Daha önce görüşe açılmış olan TR CLP Yönetmeliği, yeni adıyla Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 2012 içerisinde yayımlanması planlanıyor. Yönetmelikle birlikte, yönetmelik metninde atıfta bulunulan,  Test Metotları Yönetmeliği ve kılavuzlar gibi, ilgili dokümanlar da yayımlanacak. Yönetmeliğin maddeler ile ilgili bölümü 1 Ocak 2014, Karışımlar ile ilgili bölümü de 1 Haziran 2015 tarihlerinde yürürlüğe girecek.

 

 

 

 

AISE 7. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORUNU YAYIMLADI
Uluslararası Sabun, Deterjan ve Bakım Ürünleri Derneği AISE tarafından 8 Haziran 2012 tarihinde yayımlanan 7. Sürdürülebilirlik Raporu,  sektörün sürdürülebilirlik performansını ortaya koyuyor. Derneğin Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen 2012 Genel Kurulu’nda sunulan raporla ilgili açıklamalarda bulunan AISE Başkanı Hans Bender şunları söyledi: “Sektörün sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar son derece önemli. Elbette daha kat etmemiz gereken bir mesafe var, ancak bu süreç aynı zamanda bizlere çeşitli fırsatlar sunuyor. Bunlardan belki de en önemlisi, tüketicilerin, sektörümüzün sunduğu ürünleri sürdürülebilir biçimde kullanmaları için harekete geçirilebilmesi. Bunun için bir yandan inovasyona ağırlık vermeli, bir yandan da tüketicilerle iletişimimizi güçlendirmeliyiz.” AISE 2011-2012 Sürdürülebilirlik Raporu’nun tümüne aşağıdaki linkten erişilebilir: http://www.aise.eu/downloads/AISE_AR2011.pdf

 

 

 


KTSD BİLGİ NOTU / ALÜMİNYUM TUZLARI

Kanser riski taşıdığı iddia edilen ve deodorantlarda kullanılan alüminyum tuzları, uzun yıllardır ilgili yönetmelik ve kanunlara uygun olarak Avrupa’da ve Türkiye’de tüketiciye sunulmakta olan kozmetik ürünlerde güvenli bir biçimde ve insan sağlığına zarar vermeden kullanılmaktadır.

Bugüne kadar yapılan araştırmaların hiçbirinde deodorantlar ile kanser arasında ilişki bulunduğu iddiaları kanıtlanamamıştır. Aralarında İngiltere Kanser Araştırmaları ve Amerikan Kanser Derneği gibi kuruluşların da olduğu birçok kurum, deodorantların içindeki ter önleyici maddelerin özellikle de meme kanserine yol açabileceği herhangi bir mekanizma olmadığını belirtmektedir. 1

Alüminyum, beslenme yolu ile de vücuda giren bir madde olup, yapılan araştırmalar deodorantlardan vücuda giren bu maddenin miktarının normal beslenme yoluyla giren miktardan çok daha da az olduğunu göstermektedir. Ter önleyici deodorant kullanımı nedeniyle cilde nüfuz eden aluminyum miktarının, ayni süre içerisinde gıda yoluyla alınan miktardan 40 kat daha az olduğu bilinmektedir. 2

Önde gelen kanser araştırma kuruluşlarına göre, ter önleyici deodorantların kansere yol açtığına ilişkin makul bir mekanizma bulunmamaktadır. Göğüs kanseri konusunda yapılan en kapsamlı epidomiyolojik çalışmaların sonucunda ter önleyici deodorant kullanımı ile göğüs kanserine yakalanma riski arasında bir ilişki bulunamamıştır. 3

Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde tüketiciye sunulan kozmetik ürünler, Avrupa Kozmetik Direktifi’ne (76/768/EEC) tabi olduğu gibi ülkemiz sınırları içerisinde faaliyet gösteren üreticiler ve ithalatçıların da Türk tüketicisinin kullanımına sundukları kozmetik ürünler 5324 Sayılı Kozmetik Kanunu ve Kozmetik Yönetmeliği’ne tabidirler. Bütün bu söz konusu kozmetik ürünler, adı geçen mevzuat uyarınca üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

AB mevzuatı  ve Türkiye mevzuatına göre herhangi bir kozmetik ürünü, normal kullanım koşulları altında insan sağlığına hiçbir şekilde zarar vermemelidir. Tüm kozmetik ürünler, tüketiciye sunulmadan önce,  bu kural doğrultusunda ve yine söz konusu mevzuat içerisinde tanımlanan şekilde güvenlik testlerine tabi tutulmaktadır. Tüm bu hüküm ve kurallar Türk tüketicisine sunulan kozmetik ürünler için de geçerlidir, çünkü ülkemizdeki kozmetik mevzuatı AB mevzuatına uyumlu olarak hazırlanmıştır.

1http://www.breakthrough.org.uk/breast_cancer/breast_cancer_facts/risk_factors_general_information/index.html
http://cancerhelp.cancerresearchuk.org/about-cancer/cancer-questions/deodorants-antiperspirants-and-breast-cancer
http://www.breastcancer.org/risk/factors/no_evidence.jsp
http://www.cancer.org/Cancer/CancerCauses/OtherCarcinogens/AtHome/antiperspirants-and-breast-cancer-risk
2 Flarend et al., Food Chem Toxicol. 2001 Feb; 39(2):163–8
3 Mirick et al, 2002, JNCI Vol. 94, No. 20: 1578–1580

 

 

 

 

KTSD BİLGİ NOTU / PARABENLER
Meme kanseri riskini artırdığı iddia edilen ve terlemeyi önleyici kozmetik ürünlerin (deodorantlar, roll-on deodorantlar) bileşiminde yer alan parabenler uzun yıllardır ilgili yönetmelik ve kanunlara uygun olarak Avrupa’da ve Türkiye’de tüketiciye sunulmakta olan kozmetik ürünlerde güvenli bir biçimde ve insan sağlığına zarar vermeden kullanılmaktadır. Parabenlerin kullanım amacı, kozmetik ürünlerinin kalitesini ve tüketicilerin güvenliğini garanti altına almaktır.
Dahası, çeşitli medya haberlerinde öne sürüldüğünün tersine, Reading Üniversitesi’den Dr. Philippa Darbre tarafından 2012 yılında gerçekleştirilen çalışmanın sonuçları, kozmetik ürünlerdeki parabenler ile meme kanseri arasında doğrudan bir ilişki olmadığını ortaya koymaktadır. Dr. Philippa Darbre, konuyla ilgili olarak şunları söylemiştir: “Çalışma kapsamında incelenen ve 40 meme kanseri hastasından alınan dokularda parabenlere rastlanmış olması, bu hastalardaki kansere parabenlerin neden olduğu anlamına gelmemektedir”. 1 Ayrıca, sözkonusu araştırmanın eksiklikleri, bilim insanları ve kanser araştırma kuruluşları tarafından vurgulanmış, araştırma özellikle de sağlıklı kadınlardaki paraben düzeyleri ile meme kanseri hastası kadınlardaki paraben düzeylerini karşılaştırmamakla eleştirilmiştir.
Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde tüketiciye sunulan kozmetik ürünler, Avrupa Kozmetik Direktifi’ne (76/768/EEC) tabi olduğu gibi ülkemiz sınırları içerisinde faaliyet gösteren üreticiler ve ithalatçıların da Türk tüketicisinin kullanımına sundukları kozmetik ürünler 5324 Sayılı Kozmetik Kanunu ve Kozmetik Yönetmeliği’ne tabidirler. Bütün bu söz konusu kozmetik ürünler, adı geçen mevzuat uyarınca üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

AB mevzuatı  ve Türkiye mevzuatına göre herhangi bir kozmetik ürünü, normal kullanım koşulları altında insan sağlığına hiçbir şekilde zarar vermemelidir. Tüm bu hüküm ve kurallar Türk tüketicisine sunulan kozmetik ürünler için de geçerlidir, çünkü ülkemizdeki kozmetik mevzuatı AB mevzuatına uyumlu olarak hazırlanmıştır.
Reading Üniversitesi Basın Bülteni: http://www.reading.ac.uk/news-and-events/releases/PR427032.aspx.